
RUH SAĞLIĞININ İYİLEŞTİRİLMESİNDE YENİ BİR DESTEK TEDAVİ YAKLAŞIMI – HAYVAN DESTEKLİ TEDAVİ
Anahtar Kelimeler: Hayvan destekli tedavi, ruh sağlığı, halk sağlığı, yaşam kalitesi
A NEW ASSISTED THERAPY CONCEPT FOR IMPROVING OF MENTAL HEALTH – ANIMAL ASSISTED THERAPY
ABSTRACT
Animal Assisted Therapy (AAT) is a new alternative intervention program using the advantages of human animal interaction in order to support quality of life in patients with chronic disease and to help in the treatment of the diseases which have negatively impact on mental health. In recent years, studies have shown that AAT has important benefits for protection and development of physical, mental and social health state of individual in public health area. The aim of this review is to survey benefits and application ranges of AAT in treatment of mental disorders and also to present some information about the results of these investigations. Nowadays, AAT most widely used in the treatment of some psychiatric disturbances including pervasive developmental disorders, dementia and Alzheimer disease, loneliness, depression, drug usage caused by psychiatric diseases, aphasia and schizophrenia. If an AAT has been performed by expert team according to suggested guidelines, it has been shown to ease some difficulties encountered during treatment of psychiatric diseases and so therapy session times could be diminished. Thus, AAT has provided considering improvements on mental health of individuals. To date, there has not been any study performed in this field in Turkey. It is quite important to evaluate the benefits of this therapy accurately and to select various methods consistent with public health.
As a summary, we believe that AAT should be considered as a supportive therapy method for improving quality of life during treatment of some mental diseases.
Key Words: Animal assisted therapy, mental health, public health, quality of life
GİRİŞ
Hayvan Destekli Tedavi (HDT),
Animal-Assisted Therapy (AAT), Pet Therapy, son birkaç yılda tüm dünyada
artarak desteklenmekte ve uygulamalarında çeşitli zorluklarla karşılaşılan
bazı terapilerde tamamlayıcı, alternatif bir yöntem olarak yaşam kalitesinin
ve sağlığın iyileştirilmesinde giderek tercih edilmektedir 1-4. HDT,
kronik bir hastalığı olup, uzun süre hospitalizasyona ihtiyaç duyan
hastaların rehabilitasyonunu ve tedavilerini kolaylaştırmak için kullanılan,
önemli yararlara sahip yeni bir müdahale programıdır 5.
Refakatçi
hayvanların tedavideki önemini Florence Nightingale şöyle tanımlamıştır:
‘Özellikle kronik hastalıkların tedavi ve rehabilitasyonunda küçük bir ev
hayvanı (pet), hastalar için çoğunlukla mükemmel bir arkadaştır’ 6, 7.
İnsanoğlu, eski çağlardan günümüze kadar hayvanlarla etkileşim içinde olmuş,
yaşamın her alanında olduğu gibi tedavi amaçlı da onların eşliğinden
yararlanmıştır. Günümüzde ise bu etkileşim giderek artan bir bilimsel zemine
kavuşmakta ve etkinliği kanıtlanmaktadır 8.
Ruh sağlığı rehabilitasyon
merkezleri sıklıkla farklı tıbbi ve psikiyatrik rahatsızlıkları bir arada
yaşayan hastalarla karşı karşıya kalmaktadır. İlaç ve psikoterapi
yöntemlerinin yanı sıra, hayvan destekli tedavi gibi alternatif, tamamlayıcı
uygulamalar da günümüzde tıbbi tedavilerle birlikte kullanılmaya
başlanmıştır. Hayvan destekli tedavinin hastanın hareket özgürlüğünün
yeniden kazandırılmasında ve korunmasında tedavi edici etkileri olduğu
bildirilmiştir 9. HDT’lerin hastaya, hastalığa ve tedavi yöntemine göre
geliştirilecek kılavuzlar eşliğinde uygulanmasının olumlu sonuçları daha da
artıracağı vurgulanmıştır 10. Gelişmekte olan ve kanıta dayalı
müdahaleleri içeren hasta bakım yöntemleri, pratikte devam eden güçlüklerle
karşı karşıyadır. Bu yöntemlere geleneksel tedavilerle birlikte
uygulanabilecek tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin dahil edilmesi,
bireylerin fiziksel, sosyal ve ruhsal tam iyilik durumlarının
kazandırılmasında ve bu iyilik hallerinin korunmasında son derece faydalı
olmaktadır. HDT, yaşam kalitesini destekleyen ve sağlığa olumlu yararları
olan alternatif bir tedavi biçimi olarak kabul edilmektedir 4.
İNSAN - HAYVAN ETKİLEŞİMİ VE HDT
Hayvan beslemenin, hayvan ile insan arasındaki etkileşimin incelendiği
çalışmalar, farklı hasta popülasyonlarında değerlendirilmiştir 11, 12.
2000’li yıllara ait çalışmalarda en dikkat çekici noktanın, hayvan destekli
tedavilerin belirli hastalıklara yönelik uygulandığı ve insan hayvan
etkileşiminin sonuçlarının değerlendirilmesi olduğunu görmekteyiz (Tablo 1) 8, 11, 13-16.
Tablo 1.
Tablo 1’de de görüldüğü gibi
oldukça geniş bir alanda HDT uygulanmaktadır. Bu konudaki araştırmalara
bakıldığında ruh sağlığının iyileştirilmesi konusundaki çalışmaların oldukça
geniş yer tuttuğu görülmektedir. Örneğin, hayvan destekli tedavinin afazi
gibi konuşma bozukluğu olan bireylerde, şizofreni ve Alzheimer hastalarında
da etkili olduğu gösterilmiştir 17-21.
Hayvanlar ile insanlar arasındaki
bu etkileşim, yeni bir tedavi ortamı oluşturarak anksiyete, stres,
depresyon, ağrı ve kan basıncı düzeylerinde azalma, buna karşılık mobilite
ve kas aktivitesinde artma sağlar.
Bu tedavi, evde beslenen
özellikle de eğitimli evcil hayvanlarla yapılabilmektedir. Köpekler
eğitilebilmeleri ve sosyal becerileri nedeniyle en sık kullanılan terapi
hayvanlarıdır 5. Köpekler, bireylerin yaşları veya fiziksel
işlevsellikleri ile ilgilenmezler; insanları oldukları gibi kabul ederler.
HDT sadece yararlanacak hastaları değil, aynı zamanda terapide bulunacak
hasta yakınlarını, görevli sağlık personelini ve terapi hayvanını da
kapsadığı için tüm katılımcıların özellikleri, genel sağlık durumları göz
önüne alınarak uygulanması gereken bir yöntemdir 22. HDT’nin psikiyatrik
hastalıklarda olduğu gibi psikiyatride çalışan sağlık personelinde de
insan-hayvan etkileşiminin olumlu sonuçları olduğunu gösteren çalışmalar
vardır 23.
Ruhsal Bozuklukların Tedavisinde
Hayvan Destekli Tedavi
Yaygın gelişimsel bozukluklar
Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan sosyal becerilerin, dilin ve
davranışların uygun gelişmediği veya kaybın olduğu bir grup psikiyatrik
bozukluk olarak tanımlanmıştır. Bu bozukluklar genellikle gelişimin birçok
alanını etkileyerek, kalıcı işlev bozukluklarına yol açarlar 24. HDT,
çocukların şiddetli mental bozukluklarının ve davranışlarının
iyileştirilmesi için de kullanılan bir yöntemdir 23. Martin ve Farnum,
yaptıkları deneysel çalışmada yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocuklarda
köpek ile etkileşimin kantitatif sonuçlarını değerlendirmişlerdir 25.
Yapılan çalışmada terapi süresince çocuklara oynayabilecekleri üç farklı
seçenek sunulmuştur. Bunlar, oyuncak bir top, oyuncak bir köpek veya canlı
bir köpektir. Çocuğun yalnızca bir tanesini seçerek onunla ilişki kurması
sağlanmıştır. Çalışmada sosyal ve sosyal olmayan etkileşimler, hem
davranışsal hem de sözel boyutlarına göre değerlendirilmiştir. Üç ayrı
iletişim modeli ile sürdürülen seanslarda terapi köpeği ile etkileşimde
bulunan çocukların oyun oynama isteklerinin ve sosyal çevrelerine olan
farkındalıklarının arttığı gözlenmiştir 25. Bu hasta popülasyonunda terapi
köpeği ile etkileşimin spesifik faydaları olduğu ve HDT’nin uygun bir tedavi
yöntemi olabileceği önerilmektedir.
Rett sendromu ve otistik bozukluk
yaygın gelişimsel bozukluklar olup, günlük yaşamın her aşamasında hastaları
zorlayan güçlüklerle karakterizedirler 24, 26. Bu hastalıkların henüz bir
tedavisi olmadığı için, hasta yakınları çocuklarının yaşam kalitesini ve
sağlık durumlarını iyileştirecek farklı yöntemler aramaktadırlar. Bu amaçla
kullanılan “yunus terapisi” ve “köpek-destekli tedavi” en fazla tercih
edilen hayvan destekli tedavi modelleridir 27.
Yalnızlık duygusu
Evcil hayvanlar, boşanma vb. pek çok durumlarda bireylerin huzurlu
olmalarını ve yalnızlık duygusunun azalmasını sağlarlar 28. HDT’nin uzun
süre tedaviye ihtiyaç duyan ve hospitalize edilen hastalarda yalnızlık
duygusunu objektif olarak nasıl etkilediği araştırılmıştır. Kırk beş hastaya
demografik özelliklerini belirleyen ve evde beslenebilen bir hayvan ile
ilişkisini inceleyen anketler uygulanmıştır. Çalışmada yalnızlık düzeyinin
belirlenmesi için UCLA-Yalnızlık Ölçeği (University of California, Los
Angeles - Loneliness Scale: UCLA-LS)’nin 3. versiyonu kullanılmıştır.
Hastalar, her bir grupta 15 hasta yer alacak şekilde ayrılmış; HDT
uygulanmayan, haftada bir HDT uygulanan ve haftada üç kez HDT uygulanan
olmak üzere üç farklı gruba randomize edilmiştir. Üç farklı tedavi
yöntemiyle sürdürülen bu çalışma altı hafta sürmüştür. Altı hafta sonunda
UCLA-Yalnızlık Ölçeği ile yeniden değerlendirilmiştir. Ortak değişken
analizi yöntemiyle HDT alan grubun, HDT uygulanmayan gruba kıyasla yalnızlık
puanlarında önemli düzeyde azalma olduğu tespit edilmiştir. HDT alma
isteğinin evvelki yaşamlarında hayvan besleme ile ilişkili olduğu
gözlenmiştir. Anket sonuçları, çalışmada gönüllü olan hastaların
yaşamlarının önceki dönemlerinde bir ev hayvanı ile güçlü etkileşimlere
sahip olduğunu ve tekrar bir hayvan beslemeyi istediklerini göstermiştir.
Sonuç olarak, HDT uzun süre hospitalizasyona ihtiyacı olan hastalarda
yalnızlık hissini azaltmıştır 29.
Cangelosi ve Embrey, hayvanların
hem hastanede hem de sağlık bakım evlerinde yaşayan insanlara ‘kendilerini
evlerinde hissetme’ duygusunu yaşattığını belirtmiştir 22. Aileden
ayrılma, korku, yalnızlık, depresyon ve benzeri hastalık durumların
hastaları ziyarete gelen bir terapi köpeği ile azalabildiği, bu yöntemin
rutin uygulamalara bir değişiklik kattığı bildirilmiştir. Öyle ki, bazı
hastalar bu ziyaretlerin tekrarını sabırsızlıkla beklemeye başlamıştır.
Ziyaretler sırasında ve sonrasında hastaların daha aktif, daha katılımcı
oldukları gözlenmiştir.
Stres Depresyon
Kemoterapi
alan hastalarda HDT uygulanan ve uygulanmayan tedavi grupları
kıyaslandığında depresyon düzeylerinde azalma olduğu bildirilmiştir 1.
Kanser tedavisi için uzun süre hastanede kalan çocuklar yoğun bir strese
maruz kalmaktadır. Ailelerinden ve yaşam ortamlarından ayrılmalarının yanı
sıra, şiddetli ağrıya da neden olabilen çeşitli müdahalelerle karşı karşıya
kalırlar 30. Özellikle pediyatri kliniğinde tedavi gören bu çocuklarda
HDT’nin olumlu sonuçlar verdiği birkaç çalışmada gösterilmiştir 30-32.
Gözlemsel-tanımlayıcı bir araştırmada, kanserli çocuklarda hastane temelli
hayvan terapisi programının uygulanmasının çocuklar, aileler ve görevli
sağlık personeli üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir 32. Köpek
destekli bir tedavi yönteminin çocuklar ve hasta yakınları üzerindeki
psikolojik stresi azalttığı, tedavi uygulamalarına adaptasyonu
kolaylaştırdığı ve hastanedeyken iyi olmalarını sağladığı bilinmektedir.
Çocukların adaptasyonunu kolaylaştırmasının yanında, özellikle her bir
çocuğun ihtiyacı doğrultusunda sunulacak tedavi (dinlenmenin sağlanması,
daha iyi beslenme, fiziksel aktivite, sosyalleşme, yeni aktivitelere
katılma, korkuların ve endişelerin sözlü ifade edilebilmesi, sinirlilik
halinde azalma, daha fazla mutluluk hali, vb.) kalitesinde de iyileşme
sağladığı gösterilmiştir. HDT’nin etkili şekilde kullanımı, hospitalize
edilen çocuklar, aileler ve görevli sağlık personeli üzerindeki stresin
azalmasına da yardımcı olmaktadır 31-32. Bir başka çalışmada saldırı ve
bunu izleyen kafa yaralanmasını takiben gelişen atipik depresyonun
iyileştirilmesi için psikiyatrik bir rehabilitasyon aracı olarak HDT’nin
kullanılabileceği gösterilmiştir 9.
Psikolojik rahatsızlıklara
bağlı ilaç kullanımı
Uzun süre psikolojik tedavi gören bireylerde
uygulanan hayvan destekli tedavinin sosyal etkileşimlerin gelişmesine
yardımcı olduğu bildirilmiştir 33. Lust ve arkadaşları, psikolojik
rahatsızlıkları nedeniyle üç farklı ilaç tedavisi uygulanan 58 hastada
terapi köpeği desteğinin hastanın ilaç kullanımı ve yaşam kalitesi üzerine
etkilerini incelemiştir 34. Kan basıncı, nabız, solunum hızı ve vücut
ağırlığı gibi fizyolojik parametrelere bakılarak, analjezik, psikoaktif
ilaçlar ve laksatif kullanımında meydana gelen değişimleri
değerlendirmiştir. Çalışma sonunda, bu üç farklı ilaç sınıfından birisi olan
analjezik kullanımında ve fizyolojik parametrelerden nabızda azalma
gözlenmiştir. Çalışmaya dahil edilen bireylerin yaşam kalitesinde de pozitif
değişimlerin olduğu bildirilmiştir. Sonuç olarak, uzun süre tedavi
uygulanması gereken hastalara sağlanan HDT’nin belirli durumlarda ilaç
kullanımını ve maliyeti azalttığı tespit edilmiştir. İlaç tedavisi ile
birlikte yapılan HDT, hastada ölçülebilir iyileşmeler sağlamıştır 34.
Ayrıca, psikiyatri hastalarında HDT’nin elektrokonvulsif tedavi
öncesinde korku, anksiyete ve depresyon gibi duygudurumlarında azalma
sağlayıp sağlamadığı araştırılmıştır. 35 hastaya farklı günlerde 15’er
dakika HDT ve karşılaştırma grubuna da 15’er dakika standart terapi
uygulanmıştır. Her iki tedavi öncesinde ve sonrasında Görsel Ağrı Ölçeği
(Visual Analog Scale, VAS) ile korku, anksiyete ve depresyon ölçülmüştür.
HDT’nin korkuyu %37, anksiyeteyi ise %18 düzeyinde azalttığı tespit
edilmiştir. Sonuç olarak, hayvan destekli tedavinin, korkuyu veya sosyal
yönden bir olumsuzluğu tetikleyebilecek psikiyatrik veya tıbbi müdahaleler
sırasında kullanılmasının yararlı olabildiği bildirilmiştir 35.
Afazi
Afazide HDT’den bahsedilse de konuşma bozukluğu ve iletişim
problemi yaşayan bireylerin tedavisinde köpeklerin etkinliğini gösteren az
sayıda çalışma mevcuttur. LaFrance ve arkadaşlarının bir çalışmasında,
rehabilitasyon uygulamalarında yoğun konuşma tedavisi gören afazili bir
hastanın iletişim yetileri üzerinde köpek destekli tedavinin etkileri
değerlendirilmiştir 18. Bu çalışmada,
köpeğin varlığında hastanın hem
sözel sosyal davranışlarında hem de sözel olmayan sosyal davranışlarında
iyileşme gözlendiği bildirilmiştir.
Chapey’e göre, afazili bireyler,
anksiyete, depresyon, frustrasyon, panik ve diğer duygudurum bozukluklarını
yaşayabilirler 36. Bu ani ve şiddetli iletişim yetersizliği, bireylerin
terapiye katılımlarında isteksiz olmalarına ve ailelerinden ya da
arkadaşlarından kopmalarına neden olabilir. Ancak, bu bireylere yönelik
hayvan destekli tedavinin uygulanması, bireylerin odaklanmasını, iletişimde
istekli olmalarını, duygudurumlarının iyileşmesini, yalnızlık hissinde
azalmayı ve tedaviye katılmaktan hoşnut olmalarını sağlar 36. Hayvanların
hastalıklara göre farklı iletişim yöntemleri kullanmamaları HDT’nin en
önemli özelliğidir. Sosyal çevrelerinde insanlar afazili hastalarla iletişim
kurmakta çekingen davranırken, hayvanların iletişim araçlarını (kuyruk
sallama, farklı yüz ifadeleri kullanma, mırıldanma, havlama, vb.) eksiksiz
olarak kullanmayı sürdürdükleri belirtilmiştir 37.
İnme geçiren
afazili hastalarla yapılan bu çalışmalarda terapi seansının bir parçası
olarak kullanılan HDT’nin etkili ve motive edici olduğu gösterilmiştir.
Macauley, sol hemisferlerinde meydana gelen inme nedeniyle afazi gelişen üç
erkek bireyin tedavisinde HDT’nin en az geleneksel tedavi uygulamaları kadar
etkili olduğunu bildirmiştir 17. Çalışmaya dahil edilen bireylerin HDT’nin
uygulandığı seanslardan daha fazla memnun olduklarını ve bir sonraki
terapiyi sabırsızlıkla beklediklerini saptamıştır. Ayrıca bireyler, HDT’nin
yapıldığı seans ortamında geleneksel terapilere kıyasla daha az düzeyde
stres yaşamışlardır.
Şizofreni
Birçok mental bozukluğun
tedavisinde hastaların açık ve doğru biçimde bilgilendirilmesi, tedavinin
sonuçlarını olumlu yönde etkilemektedir. Özellikle şizofreni gibi
psikiyatrik rahatsızlıklarda, sağlık personeli ile hasta arasındaki
ilişkinin hastalığın tanımlanmasında ve psikolojik eğitimde kilit bir rol
oynadığı bildirilmiştir 38. Kronik şizofreni hastaları ile yapılan bir
çalışmada, hayvan destekli tedavinin anhedoniyi iyileştirdiği tespit
edilmiştir 19. Anhedoni, zayıf sosyal işlevsellik ve tedaviye direnç ile
ilişkili şizofrenideki ana fenomenlerden biridir. Köpeklerle aktif olarak
yapılan bu çalışmada, HDTG’de (Hayvan Destekli Tedavi Grubu) kontrol grubuna
kıyasla anhedoni tonunda anlamlı iyileşme gözlenmiştir. Çalışma sonucunda
hayvan destekli tedavinin kronik şizofreni hastalarının yaşam kalitesine ve
psikososyal rehabilitasyonlarına katkıda bulunabileceği bildirilmiştir 19.
Demans ve Alzheimer hastalığı
Laun, hayvan destekli
tedavinin demansı olan bireylerin tedavisi planlanırken düşünülmesi
gerektiğini bildirmiştir 8. Bir başka çalışmada, demansın negatif
semptomlarından biri olan anhedonide de HDT’nin anlamlı iyileşme sağladığı
saptanmıştır 19.
Filan ve Llewellyn, 1960 ila 2005 yılları
arasında yapılan kontrollü çalışmaları inceleyerek bazı sonuçlara ulaşmıştır
39. Bu sistematik metaanaliz sonuçları, HDT’nin, yaşlı bireylerin ikamet
ettiği bakım merkezlerindeki tedavi programlarının bir parçası olarak
giderek tercih edildiğini göstermektedir. İnsanlar ve köpeklerin oldukça
yakın etkileşimleri, kan basıncında düşüşü ve gevşemeyi sağlayan
nörokimyasallarda bir artış ile sonuçlanır. Bu etkiler, demansın davranışsal
ve psikolojik semptomlarının iyileşmesinde faydalı olabilmektedir. Filan ve
Llewellyn, inceledikleri çalışmalarda köpeğin varlığında demanslı bireylerde
agresyonun ve ajitasyonun azaldığını, sosyal davranışların arttığını
gözlemlemişlerdir. Bu konuda yapılan bir diğer çalışmada, demans
hastalarının bulunduğu bakım merkezinde yemekhane ünitesine yerleştirilen
akvaryumun, bireylerin yemek yeme isteklerini artırdığı ve kilo almalarını
sağladığı tespit edilmiştir 40. Libin ve Cohen, oyuncak-robot hayvanların
demanslı bireyleri mutlu ettiğini ve ilgilerini çektiğini göstermişlerdir
41. Günümüzde yapılan çalışmalarda ise, HDT’nin demansın davranışsal ve
psikolojik belirtilerini iyileştirdiği gösterilmiş, ancak bu faydalı
etkilerin ne kadar sürdüğü açıklanmamıştır.
Richeson, çalışmasında
HDT’nin demansı olan yaşlı hastaların ajite davranışları ve sosyal
etkileşimleri üzerine olan etkilerini incelemiştir 21. Bakım evinde kalan
50 demans hastası 3 hafta boyunca günde bir defa hayvan destekli tedaviye
alınmıştır. Çalışma bulguları, hastaların ajite davranışlarının anlamlı
düzeyde azaldığını ve test öncesi ölçülen sosyal etkileşimlerinin test
sonuna doğru arttığını göstermiştir.
Edwards ve Beck’in, Alzheimer
hastaları ile yaptıkları bir çalışmada yaşam ortamlarında bulunan akvaryum
balıklarının hastaların iştah problemini nasıl etkilediği
değerlendirilmiştir 40. Evlerinde yaşayan 62 Alzheimer hastası çalışmaya
dahil edilmiştir. Yemek yeme durumlarına ilişkin bilgiler, akvaryum
balıklarının da bulunduğu bir ortamda 2 haftalık tedavi süresince ve 6 hafta
boyunca haftada bir yapılan izlem sonucu elde edilmiştir. Bulgular,
Alzheimer’li hastaların gıda alımlarının akvaryumun varlığında anlamlı
düzeyde arttığını ve 6 haftalık izlem boyunca da artarak devam ettiğini
göstermiştir. Çalışma boyunca kilo alımı da anlamlı olarak artmıştır.
Araştırmacılar, akvaryum balıklarının mevcudiyetinin çevresel koşulları
iyileştirdiği ve böylece hastaların duygudurumlarını iyileştirdiği, yemek
yeme isteğini artırdığı sonucuna ulaşmışlardır 40. Aynı zamanda, akvaryum
balıkları ile birlikte yaşayan hastaların daha az oranda gıdasal bakıma
ihtiyaç duyduğunu ve azalan bu ihtiyacın da sağlık hizmetlerindeki maliyeti
azalttığını bildirmişlerdir.
SONUÇ
Hayvan ve insan etkileşiminin çağlar boyu süregelen birlikteliğinin sağlığın
iyileştirilmesine ve korunmasına olan katkısı göz ardı edilemez. Bu gözden
geçirmede, birçok psikolojik rahatsızlıkta hayvan destekli tedavinin
uygulanmasını anlatan çalışmalardan bazıları incelenmiştir. Bu yeni tedavi
alanının halk sağlığı açısından her zaman vurgulanan “bireylerin fiziksel,
sosyal ve ruhsal tam iyilik halleri ve bu iyilik hallerinin giderek
geliştirilmesi” hedefine yönelik olduğu gözlenmiştir.
Dünya
literatüründe HDT’nin sağladığı yararlar pek çok boyutuyla ele alınmasına
rağmen ülkemizde bu çalışmalara paralel araştırmalara rastlanılmamaktadır.
HDT, bilimsel temelli bir uzmanlık alanı olarak uygulanmamakta, yalnızca
insan ve hayvan etkileşiminin meydana getirdiği olumlu sonuçlara göre
çeşitli hizmetler sunulmaktadır. At binme, sosyal ve fiziksel işlev
bozukluğu olan bireylerin iyileştirilmesinde, yunus terapisi ise otistik
çocukların tedavisinde az da olsa kullanılmaktadır. Bu derlemede ele
alındığı gibi ülkemizde de birçok sağlık hizmetinde, hayvan destekli
tedavinin sağlayacağı yararlar konusunda yapılacak akademik çalışmalara
ihtiyaç bulunduğu kanısındayız.
|
İ |
İLETİŞİM İÇİN: Sibel CEVİZCİ İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, İSTANBUL cevizci.sibel@gmail.com |
|
ÖÖ |
GÖNDERİLDİĞİ TARİH: 21/12/2007 KABUL TARİHİ: 02/03/2008 |
REFERANSLAR